Kayıtlar

Nisan, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Deliyi Allah Korur

Resim
          Dönüp dolaşıyor, bir şekilde konu, bütün kâinatın hizmet ettiği asıl meyvesi olan insana geliyor. Nasıl gelmesin ki; etrafımızda dönen bu kadar olağanüstü olayın hakikatine nüfuz edip tahlilini yapabilecek tek varlık insandır.          Geçmişte yaşadığı olayları sanki şu an yaşıyormuş gibi hüzünlenen, geleceği bilmediği için her an tedirginlik duygusu taşıyan insandan başka hangi varlıktır? Kilometrelerce ötede herhangi bir varlığın enin edip acı çekmesine fevkalâde üzülüp nâlân eden insandan başka hangi varlıktır?                 Hele o muhtaç olana elini uzatamıyor, ona yardım edemiyorsa bu, büsbütün duygusal bir helâk sebebidir. Bunların tek sorumlusu bana akıl gibi geliyor. Bazen “Bu akıl başa belâdır.” demekten kendimi alamıyorum.                   Bir gün, aklî dengesi yerinde olmayan birinden “Deliyi Allah korur.” diye bir söz işit...

Merhametten Maraz mı Doğar

Resim
– Rebiulevvel 14,1442/Cumartesi Merhametli olduğun için hata yaptığını hissettiğin oluyor mu? Bende oluyor. “Acaba nerede hata yapıyorum?” diyorsun. Beklenmedik sadakatsizlik bir kenara, zaten sana ihaneti, nankörlüğü muhakkak. Sen, kaderin ram edip tutsak ettiği, ona da mutlak hürriyet bahşedildiği insan mıdır? diyerek kadere dehşetli sualler soruyorsun. Ardı arkası kesilmeyeceğini zannettiğin sualler ya bitiyor ya da bir ezan sesi, sualleri bölmek suretiyle seni ilahî meşke davet ediyor. Sen icabet ettiğinde, o kesif zifiri karanlığı yararak seni bir tefekküre sevk ediyor. Diyor ki: “Geçmişine bak, bu yaşına kadar nasıl geldin?” Sen de bakıyorsun: Bir an-ı seyyale, sanki göz açıp kapayıncaya kadar kısa… Diyor ki: “Geleceğine bak, nasıl devam edecek?” Sen de bakıyorsun: O kadar uzun geliyor ki sanki asırlara sığmayacak… Bu cevapların hangisi doğru? Ne geçmiş bu kadar kısadır ne de gelecek o kadar uzundur. İşte mesele, bu küçük tefekkürde olduğu gibi bakış açısını genişletip nazarları ...

In Times of Hardship…

Resim
Rabi‘ al-Awwal 3, 1443 In times of distress and turmoil, we feel a greater need for consolation than ever before. Compared to other times, we act less rationally, seeking reasons of the heart in an effort to loosen the noose of affliction—and in doing so, we are actually doing what is right. If sorrowful matters are constantly analyzed through pure reason, not only does the desire and enthusiasm to act diminish, but it may also lead to deep and difficult-to-repair damage, even to the point of losing mental balance. There is a common saying among people: “It must be for the best.” Though it may sound ordinary and is often repeated, this expression carries a profound truth. It holds dimensions that are spiritual, social, and psychological.   Let us examine ourselves in times of hardship. We come to realize—by living through it—that our spiritual side becomes more refined, that we are in need of divine power, and more precisely, that we are weak and dependent. Especially in such ...

Sıkıntılı Zamanlar da

Resim
Rabiülevvel 3, 1443            Sıkıntılı ve buhranlı zamanlarda teselliye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyarız. Sair zamanlara kıyasla daha az akılcı davranır, kalbî sebepler arayarak musibet kemendini gevşetme çabasında oluruz ve en doğrusunu yapıyoruz. Sürekli hazin meseleler akılcı yönle tahlil edilirse, hamle yapma isteği, şevki kırıldığı gibi, aklî muvazeneyi kaybetmeye kadar tamiri çok zor tahribata sebep olunur.           Hani halk arasında “hayırlısı bu imiş” denilen bir darb-ı mesel vardır. Bu, herkesin ağzında olan, sıradan gibi görünen bu tabir, öyle bir hakikat yükünü yüklenmiştir ki hem imanî hem içtimaî yani sosyal hem de psikolojik yöne sahiptir.          Kendimizi sıkıntılı olduğumuz zamanlarda yoklayalım. Ruhî yönümüzün daha inceldiğini, ilahî kudrete ihtiyacımız olduğunu, daha doğrusu âciz olduğumuzu yaşayarak öğrenir, anlarız. Özellikle o dönemlerde yapılan ibadetin ayrı bir lezzeti ...