Deliyi Allah Korur
Dönüp dolaşıyor, bir şekilde konu, bütün kâinatın hizmet ettiği asıl meyvesi olan insana geliyor. Nasıl gelmesin ki; etrafımızda dönen bu kadar olağanüstü olayın hakikatine nüfuz edip tahlilini yapabilecek tek varlık insandır.
Geçmişte yaşadığı olayları sanki şu an yaşıyormuş gibi hüzünlenen, geleceği bilmediği için her an tedirginlik duygusu taşıyan insandan başka hangi varlıktır? Kilometrelerce ötede herhangi bir varlığın enin edip acı çekmesine fevkalâde üzülüp nâlân eden insandan başka hangi varlıktır?
Hele o muhtaç olana elini uzatamıyor, ona yardım edemiyorsa bu, büsbütün duygusal bir helâk sebebidir. Bunların tek sorumlusu bana akıl gibi geliyor. Bazen “Bu akıl başa belâdır.” demekten kendimi alamıyorum.
Bir gün, aklî dengesi yerinde olmayan birinden “Deliyi Allah korur.” diye bir söz işittim. Cami çıkışı söylenen bir söz olduğu için kalabalık bir ortamdı. Cemaatten bir abi, “Öyle deme, Allah herkesi korur.” diyerek konuya müdahil oldu. Deli ise, belki nice akıllılardan sudûr etmeyecek bir cevap vererek: “Öyle ama siz akıllılar akşam olunca doğru eve gidersiniz.” dedi.
İşte bu, gerçek tevekkül ve îman için bir mihenk olmalı. Bizler Cenâb-ı Hak katında elimizin yetiştiği kadarı ile mes’ulüz; daha ilerisi içintevekkülvârî olmalıyız.
Bütün kâinatı kabza-itasarrufunda tutan Cenâb-ı Hak, her zulümden haberdardır.
Bir büyüğün ifadesiyle, Cenâb-ı Hakk’ın şefkatinden daha fazla şefkat, şefkat değildir.
O kudret, her icraatında birçok hikmeti, kulunu tâbi tuttuğu imtihanı ve birbirini izleyip kadere taalluk eden milyon ihtimali bir çelenk hâline getirir. Akıl ve şefkat gibi her hissimizi de bu tevekkül sınırını bilerek sarf etmeliyiz

Yorumlar
Yorum Gönder