Sıkıntılı Zamanlar da





Rabiülevvel 3, 1443

           Sıkıntılı ve buhranlı zamanlarda teselliye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyarız. Sair zamanlara kıyasla daha az akılcı davranır, kalbî sebepler arayarak musibet kemendini gevşetme çabasında oluruz ve en doğrusunu yapıyoruz. Sürekli hazin meseleler akılcı yönle tahlil edilirse, hamle yapma isteği, şevki kırıldığı gibi, aklî muvazeneyi kaybetmeye kadar tamiri çok zor tahribata sebep olunur.

          Hani halk arasında “hayırlısı bu imiş” denilen bir darb-ı mesel vardır. Bu, herkesin ağzında olan, sıradan gibi görünen bu tabir, öyle bir hakikat yükünü yüklenmiştir ki hem imanî hem içtimaî yani sosyal hem de psikolojik yöne sahiptir.

         Kendimizi sıkıntılı olduğumuz zamanlarda yoklayalım. Ruhî yönümüzün daha inceldiğini, ilahî kudrete ihtiyacımız olduğunu, daha doğrusu âciz olduğumuzu yaşayarak öğrenir, anlarız. Özellikle o dönemlerde yapılan ibadetin ayrı bir lezzeti vardır ki bazen Cenab-ı Hakk’a verdiği musibeti için insanın şükredesi gelir.

         Burada yanlış anlaşılmasın, şükür nimeti ziyadeleştirir. O sebepten nimete karşı şükredilir, musibete karşı hamdedilir. Musibete şükredilirse musibet artar; Allah muhafaza insan zayıftır, dayanamayıp isyan edebilir. O yüzden Cenab-ı Hakk’ın takdir ettiği sıkıntı, sorun kâfidir.

Sana kaldırabileceğin yük yüklenmiştir, ona sabır gerekir.

         Velhasıl; kahrında güzel, lütfunda güzel tabiri her yiğidin harcı değildir. Şu da bir gerçektir ki hiçbir musibet, hiçbir sıkıntı, hiçbir zulüm daimî devam etmez. Dert ve sıkıntı bizi hayatın çeşitli merhalelerinden geçirerek çok yönü ile tecrübeler kazandırır. 

Kuru bir ceviz kabuğu gibi olan sıkıntıların bir adım sonrası cevizin ta kendisidir.


         Musibet; beklemek, sabretmek ve tecrübesini sırtlanıp, hayatın ileriki dönemlerinde hayata karşı kılıç gibi kullanmaktır


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

The Silent Strength of Gratitude: A Story That Inspires

Deliyi Allah Korur