Ana içeriğe atla

Herzelerinden Bıkarsın

 

– 42/Perşembe 

“Hangi hata hezimet, hangisi muvaffakiyet; ayırt etmek o kadar zor ki, zaten birbirini izleyen olaylar sonunda ancak anlaşılabiliyor.” Herzelerinden bıkarsan, her hata sonunda başa dönmekten dahi bıkarsın.

Oysa ne emellerle meşbu (dolu) iken, olmaması gerekenin olması ile tekrar başa dönmekten bizarsın. Bir müddet bekler, tâkat bulursan “ha gayret” der, tekrar ayaklanırsın; çünkü hâlâ yarından haberdar değilsin, ümit varsın. Gaybı bilmemenin cesaretine haizsin. Yarının başka olacağı ümidiyle yeni çareler arama uğraşındasın ve doğru yoldasın.

Yeni metotlarla yola çıkarken, sendeki eksikliği bir başkasında tam görürsen, onu tam sanmakla kalmayıp ülfet yağmuruyla sırılsıklam sanırsın. Hâlbuki onun da senden farkı yoktur; o da bezgin güruhundandır. Kim bilir, o da hangi makamın derdiyle âlûde, nevbahar bekçisidir.

Sonra bir tohumun filizlenip neşv ü nema bulması gibi küçük bir adım atar, fakat buna bahar kadar sevinirsin. Bu bahar humarıyla sarhoş, lezzetiyle bihuş iken; ilerlediğin yolda, kışvârî bahar yağmurlarının tokadıyla ayılmaya fırsat bulur, yolun çetinliğini görürsün. Her adımda daha çetin, daha ağır şartlar seni bekler.

Devamını sen tahayyül et.

İşte insan; ama az ama çok, istikametten sapmış bir vaziyettedir. Gerek ortam gerek şartlar onu bu hâle getirmiştir. Bir ömür boyunca, kendinde sevmediği özelliklerle mücadele içinde olmalı; istikamete bir nebze olsun yaklaşmayı büyük kazanç bilmeli. Çünkü çabası kesinlikle sonuçsuz kalmayacaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

The Silent Strength of Gratitude: A Story That Inspires

Deliyi Allah Korur

Sıkıntılı Zamanlar da